“Ben hiç böyle bir insan olamadım.”
“Nasıl yani?”
“Yani işte böyle kendi başına parkta bir bankta oturup bir şeyler okuyan yazan birisi olamadım. Sen öyle birisin.”
Maastricht’de master yapacak Duru için şehirde ön keşif yapıyorduk, okuldan merkeze bir parktan on dakika yürüyerek ulaşıyorsun. Etrafın videolarını çekerken parktaki insanları gözlemleyen muhterem kocamın farkındalığı tuttu. Fakat mesele şu ki, o öyle bir insan olamazdı, istese de çabalasa da olamazdı.
İzmir’deyken her allahın dakikasını insanlarla geçirmemesi düşüncesi onu rahatsız ediyor gibiydi. Bense bir noktada boğulacak gibi hissettim. Kendimle vakit geçirme ihtiyacı, - evet bu ihtiyaç - en azından benim için.
Sabah kahvemi içerken ve gerçekten içerken Körfezi seyretmek…
Kendi başıma alışverişe çıkmak, kitapçı gezmek…
Bahçede öylesine oturmak, çıplak ayaklarım yeni biçilmiş çimde…
Saatlerce okumak ve bazen yalnız kalabilmek için sabahın köründe uyanmak…
Kendime yarattığım bu küçük molalarla tazelenebiliyorum ben ve evet bana böylesi iyi geliyor.
Ben otuz sene önce de böyleydim. Tüm günü yurt odasında kitap okuyarak geçirdiğimi duyanlar dehşete düşerdi, ne yani dışarı çıkacak kimsen yok mu? Dışarı çıkmak için de insana ihtiyaç olmalı mıydı ki?
İlla çıkacaksam, İstiklal caddesinde saatlerce yürür, kitapçılarda vakit geçirir, sinemaya girer, kendi başıma cafelerde oturur, çok sosyalleşmek istersem, pasajlardaki sokak çalgıcılarıyla muhabbet ederdim, ya da sahaflarla.
O yıllarda bu iki uç arasında çokça debelendiğimi hatırlıyorum, arkadaşlarım için bazen çok sosyal bazen de çok mesafeli davranışlarımın dikkat çektiğini fark ediyordum.
Bu iki uca savrulma (içedönük dışadönük arasında yalpalanma) omnivert olarak tanımlanmış. O yıllar bilmiyordum tabii, dengesiz diye etiketliyordum kendimi.
Farkındalıklarım arttıkça, uçları o kadar sert yaşamadan da dengesizliğimin avantaja dönüştürülebildiğini gördüm. Şimdi, yalnız çalışmaya ya da yalnız kalmaya ihtiyaç duyduğumda bunu net bir şekilde belirtiyor ve kabuğuma çekiliyorum. Bu bana hem alan ve sakinleşme veriyor hem de insanlarla bir araya geldiğimde onları dinleme ve onlara tahammül etme konusunda daha iyi oluyorum. İşte bu esneklik de ambivert olarak tanımlanıyormuş.
Uzun lafın kısası meselenin özü omnivertler gibi iki uca savrulan değil, ambivertler gibi iki uç arasındaki sağlıklı dengede kalabilen birey olmakta.
Dengede günleriniz bol olsun.


Sayende ambivert olduğumu öğrendim, bu aydınlanma için teşekkürler Yeliz ☺️